Diller: Türkçe, Arapça, Kürtçe

İÇİNDEKİLER

Selamlaşma
Ne Güzel Yaratılmışım
Özbakım Becerileri
Düzenli Yaşıyorum
Sofradayım, Nimete Saygılıyım
Sağlıklı Yaşıyorum
Çevre Bilinci
Ailemi ve Arkadaşlarımı Seviyorum
Hasta ve Yaşlı Ziyareti
Trafik Kuralları
Konuşma Âdabı
Şakalaşma Âdabı
İşbirliği
Paylaştım-Kaynaştım
Azim ve Kararlılık
Sevgi Doluyum
Doğruluk ve Yalan
Özüm Sözüm Bir
Dinimi Öğreniyorum
Âdab-ı Muaşeret (Görgü Kuralları)

AÇIKLAMA

Evde Karakter Eğitimi, ilköğretim yaş dönemi çocuklarını kapsayan, genellikle evlerde, okullarda, camilerde; çocukların eğitimine uygun her mekanda yürütülen aşamalı bir din ve ahlak (değerler) eğitimi çalışmasıdır. Hazırlamış olduğumuz kitaplar, çalışmalarda yer alacak çocukların yaş düzeylerine uygun bir ahlak ve karakter eğitimini hedeflemiştir.
Konu ahlak ve değerler eğitimi olunca, bilgi eğitiminden ziyade duygu eğitimi yöntem olarak tercih edilmiştir. Kitaplarımızda bilgileri düz bir yöntem ile aktarmak yerine, bilgiler hayatın içinden örneklerle verilmeye çalışılmıştır.
Çocuklarla yürüttüğümüz bu çalışmayı ahlaktan bilgiye, bilgiden hayata doğru yükselen eğitim sürecinin ilk basamağı olarak görüyoruz. Basamakları çıkarken en büyük destek ve dayanağımızın ailelerimiz olduğunu da ifade etmeliyiz.
Evde Karakter Eğitimi, çocuk merkezli ve aile odaklı bir ruha sahiptir. Çocukların kişilik gelişiminde çevrenin rolü, bugün pedagojinin verileriyle de bilinen bir gerçektir. Karakter eğitimi çocuğa ailenin de bilgisi dâhilinde sağlıklı bir akran grubu ve sosyal çevre imkânı sağlar. Çağın, arkadaş ve oyundan mahrum çocuklarına bir avuç ab-ı hayat arayışı, Evde Karakter Eğitimini oluşturan ve geliştiren önemli saiklerden biridir.
Hazırlamış olduğumuz eserlerin bu amaca katkı yapacağına inanmaktayız.

BİREYSEL VE SOSYAL BİR ERDEM: ÂDAB-I MUAŞERET

Âdab-ı Muaşeret, insana özgü bir erdem olan âdap ile nezaket kurallarının bireysel ve sosyal hayatta uygulanan kısmıdır. Edeb (çoğulu âdâb) bireysel ve sosyal hayatta akıllılık, usluluk, tavır ve davranış güzelliği, hoşluğudur. Terbiye, utanma, usul, yol, zarafet, nezaket, güzel ahlâk; sonradan kazanılmış olan güzel davranış yöntem ve kaideleri gibi anlamlara gelmektedir.
Muaşeret ise, bir arada yaşama, güzel geçinme, görgülü davranma; insanlara, akl-ı selimin hoş gördüğü, dinimizin de onayladığı tarzda davranma olarak tanımlanabilir.
Âdab-ı Muaşeret, genelde ailede anne ve baba, eğitim kurumlarında ise, seçkin eğitimciler tarafından verilen iyi bir insani eğitim ve öğretim yoluyla elde edilir; özellikle de ahlaken seçkin olan örnek insanlardan görülerek kazanılır. Eğitimli / terbiyeli insanda var olan “iyilik” özelliğinin, daha çok söz, iş ve davranışlara yansıyan şeklini ifade eder.
“Görgü Kuralları” olarak da bilinen âdab-ı muaşeret, insanı, toplum hayatında görgü ve nezaket açısından hata yapmaktan ve utandırıp yüz kızartıcı davranışlardan korur. Edep özde ve sözde olur. Özdeki edep davranışlara, sözdeki edep ise, söze zarafet ve daha birçok güzellikler katar.
Dinimize göre âdabın kaynağı Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimizin uygulamalarıdır. Ayrıca İslam’ın temel değerlerine aykırı olmamak şartıyla, evrensel ve yöresel örfler, adetler ve geleneklerdir. Kur’an-ı Kerim Peygamberimizi hem bizlere hem de tüm insanlığa en güzel örnek olarak göstermiştir. (Ahzab, 21)
Âdab’ın gayesi, insanları, Allah’ın hoşnut olup seveceği bir edeple süslemektir. İnsanların, başka insanlarla olan münasebetlerinde ölçülü, kibar ve daha sevecen hareket etmelerini sağlamak; sevgi, saygı ve yakınlığı artırmaktır. Asıl amaç ise, hem bireyin hem de toplumun huzur içerisinde, birbirlerine sevgi ve saygı bağlarıyla yakınlaşıp birlikte ve hoşça geçinmelerini sağlamaktır.
Toplumsal hayatta her birey, insan olarak aynı derecede saygıya lâyıktır. Ancak ahlaki özellikleriyle öne çıkan insanların toplum içerisinde daha özel yerlerinin olduğu da bilinmektedir. Bu yüzden insanlar arasında sınıf farkı değil, terbiye ve eğitim farkı her zaman ve zeminde geçerlidir…
Yüce Allah, insanlık tarihi boyunca insanlara; özellikle inananlara peygamberleri vasıtasıyla edep kurallarını, muaşeret esaslarını öğretmiştir. Bu yüzden her peygamber, mutlaka kavminin en olgun, en ahlaklı ve en seçkin kişisidir. Her bakımdan örnek vasıflara sahip eğitimcileridir.
Muhteşem bir ahlakın sahibi olup âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz, arkadaşlarına nasıl davranmaları gerektiğini öğütlerken şöyle demiştir: “Hüsn-ü hal, teenni, iktisad… peygamberliğin kırkta biridir.” Bu sözün Türkçesi şudur: Her şartta ve koşulda güzel görünüm sergilemek, hep ölçülü davranmak ve daima düşünerek hareket emek… peygamberin ahlâkıyla ahlaklanmak demektir.
Yine Peygamberimiz; “Hiç şüphesiz Allah güzeldir, güzel olanı sever…” buyurmuştur.
İbn Sina; “Beş okka ilmi olanın, hiç olmazsa bir okka da edebi olsa gerektir…” der.
Mevlana da; “Ey âşıklar, nefsinizi edeple süsleyin. Zira aşk yollarının hepsi de edepten ibarettir” diyerek, Allah’a olan sevgimizin güzel ahlakla süslenmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Sadi Şirâzî de; “İnsan ile hayvanı birbirinden farklı kılan şey edeptir!” der.
Sonuç olarak edep, diğer bir ifade ile âdab-ı muaşeret, insanı; dolayısıyla toplumu zarafet, nezaket ve estetiğe götürür.  Söz, iş ve davranışlarında ölçülü davranmaya, düşünerek hareket etmeye ve güzelliğe sevk eder. Bizi yaratan Rabbimize karşı daha ölçülü olmaya yönlendirir.  Peygamberimize karşı gönülden sevgi duymamızı sağlar. Sözün özü, âdab-ı muaşeret bizleri gerçek anlamda insan yapacak olan davranışların tümüdür.

“Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır.”